<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık bilgisi , kadın hastalıkları , çocuk hastalıkları , diyet , güzellik , sağlık haberleri</title>
	<atom:link href="http://www.saglikbilgisitr.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikbilgisitr.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Jun 2010 04:12:26 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kalp krizi sinyali ağızda başlıyor</title>
		<link>http://www.saglikbilgisitr.com/kalp-krizi-sinyali-agizda-basliyor.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgisitr.com/kalp-krizi-sinyali-agizda-basliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 04:12:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ağızda]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgisitr.com/?p=1430</guid>
		<description><![CDATA[Araştırmalar, 45-55 yaşları arasında kalp krizi geçiren erkeklerin yüzde 60 ile 70&#8242;inde diş eti problemi olduğunu gösteriyor.
İSTANBUL &#8211; Yavaş ilerleyen ve çoğunlukla belirti vermeyen diş ve diş eti enfeksiyonlarının, önemli sistemik hastalıklara neden olduğunu belirten Diş Eti Hastalıkları Uzmanı Dr. Dt. Sibel Öznur Örsal, diş enfeksiyonlarından özellikle kalp ve böbreklerin etkilendiğini söyledi. 
Diş eti enfeksiyonlarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="kanser" src="http://saglikbilgisitr.com/images/diseti_hlarge.jpg" border="0" alt="kanser" width="179" height="156" align="left" /><strong>Araştırmalar, 45-55 yaşları arasında kalp krizi geçiren erkeklerin yüzde 60 ile 70&#8242;inde diş eti problemi olduğunu gösteriyor.</strong><br />
İSTANBUL &#8211; Yavaş ilerleyen ve çoğunlukla belirti vermeyen diş ve diş eti enfeksiyonlarının, önemli sistemik hastalıklara neden olduğunu belirten Diş Eti Hastalıkları Uzmanı Dr. Dt. Sibel Öznur Örsal, diş enfeksiyonlarından özellikle kalp ve böbreklerin etkilendiğini söyledi. </p>
<p>Diş eti enfeksiyonlarının düşük ve düşük kilolu doğumla da ilişkili olduğunu vurgulayan Örsal, diş sağlığı ile sistemik hastalıklar arasında nasıl bir bağ olduğunu şöyle anlattı:</p>
<p>&#8220;Dişteki enfeksiyon kan dolaşımı ile vücut geneline yayılır ve özellikle de kalp ile üriner sistemde problemlere neden olur. Son 10 yıldır ABD&#8217;de yapılan çalişmalarda, kalp krizi geçiren erkeklerin kalp dokusundan alınan kesitlerde, diş eti hastalığına neden olan gingivalis bakterisine rastlanmıştır. İlerlemiş diş çürüğünün oluşturduğu enfeksiyon, kalp krizinde tetikleyici faktörlerden biri olabilir. Diş çürüğüne yol açan etken patojenler lenf dolaşımı ile tüm vücudu dolaşıyor ve özellikle kalp kasına yerleşiyor. Hastanın genel durumu da yatkınsa kalp krizi riski ciddi oranda artıyor. Araştırmalar, 45-55 yaşları arasında kalp krizi geçiren erkek hastaların yüzde 60 ile 70&#8242;inde diş eti probleminin olduğunu gösteriyor.&#8221; </p>
<p>AĞRI YAPMAYAN ÇÜRÜK DAHA TEHLİKELİ<br />
Ağrı yapan çürüklerin hastayı mutlaka hekime yönlendirdiğini belirten Dr. Örsal, asıl tehlikenin ağrı yapmayan ve sinsi ilerleyen diş eti hastalıkları olduğunu söylüyor. Örsal&#8217;a göre, dişteki çürük ve enfeksiyon sadece kalbi tehdit etmiyor:<br />
KALBİ VE BÖBREKLERİ VURUYOR<br />
&#8220;Kanı pompalayan organ kalp, temizleyen organ ise böbreklerdir. Dolayısıyle diş çürüğünde böbrekler de çok ciddi risk altındadır. Araştırmalar, diş eti enfeksiyonlarının böbrek hastalıklarına da neden olduğunu gösteriyor. Diş eti enfeksiyonlarının, Alzheimer ve demans gibi nörolojik hastalıklarda da büyük rol oynadığı biliniyor. Bu nedenle enfeksiyon odağı olan dişin tedavi edilmesi ve bu etkenlerin ortadan kaldırılması büyük önem taşıyor.&#8221; </p>
<p>GÜNDE İKİ KEZ VE BİR DAKİKA<br />
Çürük ve enfeksiyonun hem dişlerde hem de diğer organlarda sorun yaratmaması ve sitemik hastalıkları tetiklememesi için ağız bakımının önemine değinen Diş Eti Hastalıkları Uzmanı Dr. Dt. Sibel Öznur Örsal, sağlıklı bir ağız için önerilerini ise şöyle özetliyor:</p>
<p>&#8220;Diş etinde görülen en önemli sorun &#8220;Periodontitis&#8221; dediğimiz yaygın enfeksiyondur. Bu enfeksiyon, diş ve diş etini saran kemik dokusunun iltihaplanarak erimesine ve diş etlerinin çekilip, dişlerin kaybına yol açar. Gingivitis, yani diş etinin başlangıç iltihabında hemen hekime başvurulmalı ve diş taşı temizliği ile tedaviye başlanmalıdır. Tedavi mutlaka iyi bir ağız hijyeni ile desteklenmeli ve daha ileri durumlarda cerrahi yöntemlerle enfekte dokular bertaraf edilmelidir. Çok basit gibi düşünülen diş fırçalamanın eksik yapılması, yavaş ilerleyen ve çoğunlukla sinyal vermeyen ciddi sorunlara sebep olur. Dişleri günde 2 kez, en az 1 dakika fırçalamak, diş ipi kullanmak ve 6 ayda bir hekim kontrolünde olmak, hem diş ve diş eti enfeksiyonlarını engeller hem de ortaya çıkan sorunlar, başka organlara zarar vermeden başlangıçta çözülür.&#8221;(NTV)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgisitr.com/kalp-krizi-sinyali-agizda-basliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Otizmin karmaşık yapısı çözülemiyor</title>
		<link>http://www.saglikbilgisitr.com/otizmin-karmasik-yapisi-cozulemiyor.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgisitr.com/otizmin-karmasik-yapisi-cozulemiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 04:10:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgisitr.com/otizmin-karmasik-yapisi-cozulemiyor.html</guid>
		<description><![CDATA[Oxford Üniversitesi&#8217;nde yapılan araştırmaya göre, otizmin karmaşık genetik kökenleri bulunuyor ve otizme neden olan genetik faktörler tümüyle aileden geçmiyor.
LONDRA &#8211; Oxford Üniversitesi&#8217;ndeki Wellcome Trust İnsan Genetiği Merkezi&#8217;nin liderliğiyle, ailelerinde otistik kişiler bulunanlarda yapılan geniş kapsamlı gen taramasının sonuçları, Nature dergisinde yayımlandı. 
Ailelerinde otizm bulunan insanlar üzerinde yapılan dünyanın en büyük araştırması, birçok otistik kişinin, benzersiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="kanser" src="http://saglikbilgisitr.com/images/otizm1_hmedium.jpg" border="0" alt="kanser" width="179" height="156" align="left" /><strong>Oxford Üniversitesi&#8217;nde yapılan araştırmaya göre, otizmin karmaşık genetik kökenleri bulunuyor ve otizme neden olan genetik faktörler tümüyle aileden geçmiyor.</strong><br />
LONDRA &#8211; Oxford Üniversitesi&#8217;ndeki Wellcome Trust İnsan Genetiği Merkezi&#8217;nin liderliğiyle, ailelerinde otistik kişiler bulunanlarda yapılan geniş kapsamlı gen taramasının sonuçları, Nature dergisinde yayımlandı. </p>
<p>Ailelerinde otizm bulunan insanlar üzerinde yapılan dünyanın en büyük araştırması, birçok otistik kişinin, benzersiz genetik değişimlere sahip olduğunu, bu değişimlerin tam anlamıyla aileden kalıtımsal olarak geçmediğini gösterdi. </p>
<p>Araştırmanın sonuçları, otizmde genlerin güçlü bir rol oynadığı tezini desteklerken, aynı zamanda küçük genetik bozulmaların ebeveynlerin yumurta ve spermlerinde başlayabileceğini ortaya koydu. </p>
<p>Otizm Genom Projesi için 12 ülkede 60 enstitünün 3 yıl süreyle, tümü Avrupa kökenli, 966 otistik ve 1287 sağlıklı kişinin genlerini incelediği belirtildi. Araştırmada, otizm hastası kişilerin genetik yapılarında daha fazla kayıp ve düzensizliğin görülme eğiliminin yüksek olduğu, bunların genlerin işleyişini bozabileceği gözlendi. </p>
<p>CEVAP BULAMAYAN SORULAR<br />
Otistiklerde, sağlıklıklı kişilere oranla, bu tür genetik değişimlerin ortalama olarak yüzde 19 daha fazla olduğu, aynı zamanda her bir otizm vakasında farklı bozukluklar dizisinin görüldüğü bildirildi. </p>
<p>Araştırmacılardan California Üniversitesi&#8217;nde görevli doktor Stanley Nelson, her çocuğun farklı bir gende farklı bir bozukluk gösterdiğini belirtirken, araştırmanın sonuçlarının, gelecekteki tedavi yöntemleri için ipuçları sunabileceği belirtildi. </p>
<p>Ancak araştırma, genetik değişikliklerin nasıl meydana geldiği sorusuna yanıt vermedi.(Ntv.com.tr)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgisitr.com/otizmin-karmasik-yapisi-cozulemiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elma sirkesi kolesterolü dengeliyor</title>
		<link>http://www.saglikbilgisitr.com/elma-sirkesi-kolesterolu-dengeliyor.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgisitr.com/elma-sirkesi-kolesterolu-dengeliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 04:08:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgisitr.com/?p=1426</guid>
		<description><![CDATA[Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, altı ay süren  çalışmayla elma sirkesinin menopozda ve diyabet hastalığında kolesterolü dengelediğini ispat ettiler. 
ISPARTA &#8211; Biyofizik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Nazıroğlu, menopoza giren kadınlarda ve diyabet hastalarında elma sirkesinin rolünü araştırmak için üçüncü sınıf öğrencileri tarafından bir proje hazırlandığını belirtti. 
Halk arasında elma sirkesinin faydalarına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="kanser" src="http://saglikbilgisitr.com/images/elmason_hlarge.jpg" border="0" alt="kanser" width="179" height="156" align="left" /><strong>Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, altı ay süren  çalışmayla elma sirkesinin menopozda ve diyabet hastalığında kolesterolü dengelediğini ispat ettiler. </strong><br />
ISPARTA &#8211; Biyofizik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Nazıroğlu, menopoza giren kadınlarda ve diyabet hastalarında elma sirkesinin rolünü araştırmak için üçüncü sınıf öğrencileri tarafından bir proje hazırlandığını belirtti. </p>
<p>Halk arasında elma sirkesinin faydalarına ilişkin çeşitli bilgiler anlatıldığını, ancak bugüne kadar bunun bilimsel bir çalışmayla kanıtlanmadığını ifade eden Nazıroğlu, öğrencilerin fareler üzerinde çalışma yaparak elma sirkesinin hem menopoz döneminde, hem de diyabet hastalarında kolesterol dengeleyici olarak etkisini ortaya koyduklarını söyledi. </p>
<p>Nazıroğlu, menopoz döneminde yağ, kolesterol metabolizma dengesinin bozulduğunu ve elma sirkesinin dengeleme gibi özelliğinin ortaya çıkarıldığını dile getirerek, şeker hastalığında da benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Mustafa Nazıroğlu, artan glikozun dokulara yayılmamasından dolayı kolesterolün kanda arttığını ve bunun da kalp hastalıklarının oluşmasına, gözdeki dokuların bozulmasına neden olduğunu, ana değerlendirme sonucunda da elma sirkesinin şeker hastalarında kolesterolü dengelediğini ve koruyucu etki yarattığını gördüklerini bildirdi. </p>
<p>Hazırlanan iki projenin TÜBİTAK tarafından desteklendiğini anlatan Nazıroğlu, 22-25 Haziran tarihlerinde SDÜ&#8217;nün ev sahipliğinde Uluslararası Hücre Zarları Kongresi yapılacağını ve bu çalışmanın burada bildiri şeklinde sunulacağını söyledi. Nazıroğlu, bilimsel verilerin değerlendirilmesinden sonra uluslararası bir dergide çalışmanın yayımlanacağını kaydetti. </p>
<p>MENOPOZDA BOZULAN KOLESTEROLÜ DENGELİYOR<br />
SDÜ Tıp Fakültesi üçüncü sınıf öğrencileri Mustafa Güler ve Gündüzalp Saydam&#8217;ın hazırladığı &#8221;Ovarektomize farelerde elma sirkesinin kan lipit profili ve lipit peroksidasyon düzeyleri üzerine etkileri&#8221; adlı projede, menopoz döneminde bozulan kolesterol üzerinde elma sirkesinin faydaları veya zararları incelendi. </p>
<p>Menopoz döneminde kadınların kolesterol dengesizliğinden dolayı büyük sıkıntılar yaşadığını ve bu soruna çözüm üretmek amacıyla elma sirkesinden faydalanarak 32 fare üzerinde deney yaptıklarını anlatan Güler, farelere yüksek kolesterol uyguladıklarını ve menopoza sokmak için yumurtalarını çıkardıklarını, bu evrede elma sirkesi tedavisini uyguladıklarını, altı aylık çalışmada başarılı sonuç aldıklarını belirtti. </p>
<p>Menopoz döneminde bozulan kolesterol dengesinin elma sirkesi sayesinde dengelendiğini gördüklerine dikkati çeken Gündüzalp Saydam da, &#8221;Kalp ve damar hastalıklarına neden olan kolesterolün ve stres üzerinde elma sirkesinin olumlu etki yarattığını gözlemledik&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Değerlendirmeyi kalp, göz, karaciğer, böbrek, beyin, sinir, damar ve kan doku örneklerini inceleyerek yaptıklarını ifade eden Saydam, elma sirkesi uygulanan farelerde menopoz döneminde oluşan kolesterolün dokulara zarar verme özelliğini azalttığını belirlediklerini bildirdi. </p>
<p>ŞEKER HASTALARINA ELMA SİRKESİ ÖNERİSİ<br />
Öğrencilerden Zübeyir Yozgat, Ömer Ören ve Osman Kanatsız da, &#8221;Streptozotocin ile diyabet oluşturulan farelerde elma sirkesinin kan lipit profili ve lipit peroksidasyon düzeyleri üzerine etkileri&#8221; isimli projeyi hazırladı. </p>
<p>Diyabet hastalarında artan kolesterol değerlerinin düşürülmesi üzerinde elma sirkesinin etkilerini araştıran öğrencilerden Zübeyir Yozgat, 32 fare üzerinde deney yaptıklarını belirtti. Önce fareleri şeker hastası yaptıklarını anlatan Yozgat, daha sonra günde tok karna binde 6 oranında elma sirkesi içirdiklerini söyledi. Altı aylık çalışma sonunda farenin kalp, göz, karaciğer, böbrek, beyin, sinir, damar ve kan doku örneklerini alarak inceleme yaptıklarını ifade eden Yozgat, &#8221;Şeker hastalığında dengede tutulmayan kolesterol, organlara zarar verir. Elma sirkesi uyguladığımız farelerde organların kolesterolden etkilenmediğini gördük. Şeker hastalığının yan etkilerinin organ ve dokularda oluşmadığını saptadık&#8221; dedi. </p>
<p>Ömer Ören ise elma sirkesini insanların da çok rahat bir şekilde kullanabileceklerini, ancak sirkenin tok karna ve yenilen yemeklerin binde 6&#8217;sı kadar alınmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Ören, aksi takdirde fazla alınan sirkenin vücuda zarar verebileceğine işaret etti.(ntv.com.tr)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgisitr.com/elma-sirkesi-kolesterolu-dengeliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser efsaneleri</title>
		<link>http://www.saglikbilgisitr.com/kanser-efsaneleri.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgisitr.com/kanser-efsaneleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 04:06:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgisitr.com/?p=1423</guid>
		<description><![CDATA[
Uzmanlar yeni çalışmalarla kanserin önlenebilir olacağını ve bugüne kadar inanılan efsanelerin çoğunun yanlış olduğunu belirtti.
3. Prevantif Onkoloji Sempozyumu’nda kanserin önlenebilir bir hastalık olduğu belirtilirken, kanserin önlenmesi için yapılması gerekenler, yeni araştırma ve çalışmalar hakkında bilgi verildi. Sempozyum Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik, Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer ve Hacettepe Üniversitesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="kanser" src="http://saglikbilgisitr.com/images/9494997.jpg" border="0" alt="kanser" width="179" height="156" align="left" /></p>
<p>Uzmanlar yeni çalışmalarla kanserin önlenebilir olacağını ve bugüne kadar inanılan efsanelerin çoğunun yanlış olduğunu belirtti.</p>
<p>3. Prevantif Onkoloji Sempozyumu’nda kanserin önlenebilir bir hastalık olduğu belirtilirken, kanserin önlenmesi için yapılması gerekenler, yeni araştırma ve çalışmalar hakkında bilgi verildi. Sempozyum Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik, Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer ve Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, Prevantif Onkoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mutlu Hayran’ın katıldığı basın toplantısında kanser konusunda doğru olarak bilinen birçok konuda açıklamalarda bulunuldu.<br />
<strong>İşte kanserle ilgili bilinen esfaneler:<br />
</strong><br />
- Soyanın içindeki kadınlık hormonu olan östrojene benzer maddeler, yüksek dozda alındığında meme ve rahim kanserlerine yol açabilir. <br />
- Ceviz, fındık, fıstık gibi zararsız olduğu, kolesterol içermediği söylenen yağlı gıdaların (zeytinyağı dahil) çok miktarda alınması şişmanlatır.<br />
- Domates, brokoli ve lahana gibi gıdaların yüksek miktarlarda tüketilmesinin kanserden koruduğuna dair veriler yeterli değildir.<br />
- Ganoderma Lucidum (sözde ölümsüzlük mantarı!) , içinde bir nevi “kadınlık hormonu” ve teratojen (ceninler üzerinde kanser yapıcı etki) olan dietilstilbestrol (DES) maddesini içerdiği için önceleri prostat kanserinde kullanılmış ancak sonradan ilaç olarak kullanılması 2002’de FDA tarafından yasaklanmış ve piyasadan kaldırılmış olan PC-SPES’in 8 bitki karışımından biridir. Reishi kullanımına bağlı karaciğer yetmezliği ve arkasından ölüm ile sonuçlanan vakalar tıbbi literatürde bildirilmiş olup basında geçtiği şekliyle Reishi’nin yan etkisinin olmadığı bilgisi kesinlikle yanlıştır. Sık görülen yan etkileri bulantı ve kusma (kemoterapi alanlarda önemli bir sorundur) ve “fare zehiri” diye de bilinen warfarin benzeri etki ile kanamaya yol açmasıdır. Tedavi ile ilişkili en önemli sorunlardan bir diğeri de bu mantarın, daha önceden greyfurt suyunda da tanımlandığı şekilde karaciğer sitokrom enzimleri üzerinden etki ederek, kemoterapi veya beraberinde kullanılan bulantı önleyici ilaçların etkilerinin azalmasına neden olmasıdır. Bulantı, kusmaya yol açması, kanama yan etkisi, kemoterapi ve diğer ilaçların etkilerini azaltma sorunları yüzünden özellikle kemoterapi ile beraber kullanılması, kemoterapiden önce ve/veya sonra alınması kesinlikle sakıncalıdır.<br />
- Aspartam ve sakarin gibi yapay tatlandırıcıların kansere neden olduğu bilgisi ispatlanmamıştır.<br />
- Kahve tüketiminin kansere neden olduğu ve yeşil çayın kanserden koruduğuna dair bilimsel bir bulgu yoktur.<br />
- Genetiği değiştirilmiş gıdaların, kanser riskini artırdığına dair bilimsel bir bulgu yoktur. <br />
- Hazır gıdalardaki katkı maddelerinin, uygun oranlarda kaldığı takdirde kanser yapıcı etkisi mevcut değildir.<br />
- Yiyecekler ilaç değildir. Hekim tarafından tavsiye edilmediği sürece gıda takviyesinde bulunulmasının ya da beslenme şeklinin değiştirilmesi kesinlikle uygun değildir. Bitkilerin, meyve ve sebzelerin bilinçsiz tüketilmesi yarardan çok zarar verebilir, çeşitli organlarda hasara yol açabilir, kanser dışında başka hastalıklarının oluşmasına zemin hazırlayabilir.<br />
-Vitamin takviyesi ve kapsüllerinin kanserden koruma etkisi yoktur aksine kanseri tetiklidiğini gösteren çalışmalar mevcuttur:<br />
- Havucun içinde de bulunan beta-karoten maddesinin fazla alınması, sigara bağımlılarında akciğer kanseri riskini arttırabilmektedir. Yapılan bir araştırmada, sigara içenlere beta-karoten tableti verildiğinde, ölüm oranlarının arttığı tespit edilmiştir. Bu havucun tüketilmemesi anlamı taşımaz, aksine sigara içenlerin sigarayı bırakmaları daha yaşamsaldır. Havuç günlük gıda alımı içinde taze olarak yenilebilir ve böyle tüketildiğinde kanserden koruyucudur.<br />
- Yiyeceklerle alınan folat kanserden koruyucu etki yaparken hergün yüksek dozda folat vitamin tableti tedavisi ile artmış kanser ve kalp damar hastalığı riski gösterilmiştir.</p>
<p><strong>OBEZİTE</strong></p>
<p>- Şişmanlığın çoğu kanser çeşidini arttırdığı gösterilmiştir.</p>
<p><strong>ALKOL<br />
</strong><br />
-  Alkol kanseri tetikler. Az miktarda bile olsa alkol kanserojen etki gösterir. Özellikle sigara ile birlikte kullanıldığında bu etki daha da artar.</p>
<p><strong>DİĞER FAKTÖRLER:</strong><br />
- Cep telefonu kullanımına bağlı kanser gelişimi konusunda veriler yetersiz olup kullanımının kısıtlanmasına dair bilimsel bir öneri yoktur. <br />
- Sadece <a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/abd/">ABD</a>, Belçika ve Tayvan’ın belli bölgelerinde yeryüzünün derin katmanlarından içme suyuna karışan arseniğin uzun süre tüketilmesinin kanser yapıcı etkileri tanımlanmıştır. Türkiye’deki içme suyunda arsenik düzeylerine ait bilgiler yetersizdir. Arseniğe maruz kalma, arsenikle çalışan kişilerde, önemli miktarda şarap içen kişilerde, ahşap içeren evlerde yaşayan kişilerde ve geçmişte arsenik içeren pestisit kullanılan çiftliklerde yaşayan kişilerde olabilmektedir. <br />
- Doğum kontrol hapları ve menopoz sonrası hormon replasman tedavisinin, hem kanser hem de kalp rahatsızlıkları açısından önemli yan etkileri vardır. Bu nedenle kesinlikle doktor tavsiyesi ile alınmalıdır.<br />
- Zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak, ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddeleri içeren karışımların (pestisit) kullanımı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kontrol altındadır. Halen ülkemizde kullanımda olan pestisitler kanser yapıcı etkileri açısından kontrol altında olan bileşiklerdir. Tüketilen maddenin üzerindeki pestisit kalıntılarının bertarafı için uygun hijyenik önlemler yeterlidir. En önemli risk pestisiti uygulayan kişinin (ülkemizde çiftçi veya yetiştirici) kendisine ve çevresindeki kişilere olmaktadır.</p>
<p><strong>TÜTÜN<br />
</strong>- Tütün kullanımı her çeşit kanseri arttırır. Tüm kanserlerin yaklaşık yarısının sebebi tütün ve tütün mamülleri kullanımıdır.<br />
- Tütün dumanı ana akım ve yan akım olmak üzere ikiye ayrılır. Bir sigaradan ortama saçılan dumanın çok büyük çoğunluğu yan akımdan oluşmaktadır. Bazı kanser yapıcı maddelerin miktarı yan akım dumanda ana akıma göre 10-200 kat daha fazladır.<br />
- Pasif içicilik de kanser sebebidir. Sigara içmeyenlerde çevresel tütün dumanına maruziyet akciğer ve meme kanseri riskini arttırmaktadır.<br />
<strong>KANSERDEN KORUNMAK İÇİN MAĞARA ADAMINI ÖRNEK ALIN!<br />
</strong><br />
İlk insanda kanser yoktu. Neden mi? İşte size 6 sebep:<br />
1) Sigara içmezdi ve çevresinde de sigara içilmezdi.<br />
2) Ne bulursa onu yerdi. Vitamin hapı, takviye gibi diyet kandırmacalarına maruz kalmazdı.<br />
3) Yiyeceğini bulmak için saatlerce koşturur egzersiz yapardı.<br />
4) Alkol kullanmazdı.<br />
5) Güneş ışığından korunmada modern insana göre daha dikkatliydi.<br />
6) Güvenli cinsel yaşam konusunda daha şanslıydı.</p>
<p>II-SİGARA BIRAKMA İÇİN KESİNLİKLE UZMAN BİR KURULUŞTAN DESTEK ALIN.<br />
Hacettepe Üniv. Sigara Bırakma Ünitesinin bıraktırma oranları Avrupa ve Amerika’nın çok üstünde:</p>
<p>Sigarayı bırakmak için hiç bir yaş geç değildir. Tütün ve tütün mamullerini kullanan kişinin hemen bırakma girişiminde bulunması ve bunun için tescilli sigara bırakma merkezlerinden yardım alması gerekmektedir. Sigara hem fiziksel, hem psikolojik bağımlılık yaptığından destek almadan bırakılması zordur.<br />
Sigara bağımlığında profesyonel destek çok önemlidir. Ve, ancak farmakolojik tedavi ile başarı oranın artmaktadır. ”Tedavi almaksızın kendisi bırakan kişilerin sadece yüzde 5′inin bir yıl sonunda sigara içmemekte; profesyonel destekle başarı şansı yüzde 15’e çıkmakta, farmakolojik tedaviyle yüzde 25-30′ların üzerinde başarı sağlanmaktadır.”</p>
<p>Hacettepe Üniversitesi Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı’nda kurulan Sigara Bırakma Ünitesi Türkiye’nin sayılı büyük merkezlerinden biridir. 2 yıl önce pilot olarak hizmet vermekteyken 1 yıldır da yoğun izlem programı ile çok sayıda kişiyi kabul etmeye başlamıştır. Ünitede 2 hekim ve 2 hemşire tam zamanlı olarak görev yapmakta olup haftada 2 gün ortalama 10′ar hasta kabul edilmektedir.<br />
Hacettepe Üniversitesi Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı’nda kurulan Sigara Bırakma Ünitesi’ne son 2 yılda 574 başvuru olmuş ve bu kişilerde sigara bırakma başarı oranımız %60’a varmıştır. Bu rakam Avrupa ve Amerika’da ki ortalamaların çok üzerindedir.</p>
<p>III-GEÇEN SENE YARARSIZDIR DEDİK AMA BU SENE ARTIK UYARIYORUZ: VİTAMİN TAKVİYESİ ZARARLIDIR!!!</p>
<p>Vitamin takviyesi ve kapsüllerinin kanserden koruma etkisi yoktur aksine kanseri tetiklediğini gösteren çalışmalar mevcuttur. 2009 yılının son aylarında sayıları gittikçe artan çalışmalar sonucunda uzmanlar uyarıyor:</p>
<p>Yiyeceklerle alınan folat kanserden koruyucu etki yaparken hergün yüksek dozda folat vitamin tableti tedavisi ile artmış kanser ve kalp damar hastalığı riski gösterilmiştir. Bazı çalışmalarda folik asidin felç ve kalp hastalığı riskini azaltacağının, kalın bağırsak kanserini engelleyebileceği bulguları ile birçok insan kalp hastası ve kanser olmamak için folik asit tabletleri kullanmaya başladı. Hatta Amerika, Kanada ve Şili gibi unlara ve benzeri ürünlere folik asit eklenmeye kadar yaygın kullanıma girdi. Fakat yıllar sonra özellikle gıda takviyesi yapılan bu ülkelerde kalın bağırsak ve prostat kanserlerinde yüzde 200’ e varan artışlar dikkati çekmeye başladı. 2009 yıllarının ortalarından itibaren sayıları gittikçe artan araştırmalarda folik asidin yüksek dozlarının normal hücreler yanında kanser hücrelerinin çoğalmalarını kolaylaştırdıkları ve artırdıkları gösterildi. Norveç’te yapılan çalışmalarda folik asit ve B12 desteği alan kalp hastaları arasında akciğer kanserine yakalananların oranının, genel nüfusa göre yüzde 25 daha fazla olduğunu ortaya kondu. Araştırmada ayrıca, vitamin desteği alanların diğer kanser hastalıkları ve diğer rahatsızlıklardan ölüm oranı da daha yüksek çıktı.<a href="http://hurriyet.com.tr/yasasinhayat/13267141.asp?gid=245&amp;ref=f5haber.com" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgisitr.com/kanser-efsaneleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser hücrelerini kısa sürede öldürüyor</title>
		<link>http://www.saglikbilgisitr.com/kanser-hucrelerini-kisa-surede-olduruyor.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgisitr.com/kanser-hucrelerini-kisa-surede-olduruyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 04:04:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şifalı bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgisitr.com/?p=1421</guid>
		<description><![CDATA[
Araştırmacılar, bu iki meyvede olan bileşimin kanser hücrelerini kısa sürede öldürdüğünü ispatladılar.
Texas Agrilife Research Merkezi araştırmacıları, sadece şeftali ve erikte çok yüksek oranda bulunan iki fenolik bileşimin kanser hücrelerini kısa sürede öldürdüğünü ispatladılar ve sonuçlarını Journal of Agriculture and Food Chemistry Dergisi’nin son sayısında yayımladılar.
Araştırıcılardan Dr. David Bryne, “Kemoterapi tüm hücreleri öldürebilirken meyve kökenli bileşimler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="kanser" src="http://saglikbilgisitr.com/images/104487.jpg" border="0" alt="kanser" width="179" height="156" align="left" /></p>
<p>Araştırmacılar, bu iki meyvede olan bileşimin kanser hücrelerini kısa sürede öldürdüğünü ispatladılar.</p>
<p>Texas Agrilife Research Merkezi araştırmacıları, sadece şeftali ve erikte çok yüksek oranda bulunan iki fenolik bileşimin kanser hücrelerini kısa sürede öldürdüğünü ispatladılar ve sonuçlarını Journal of Agriculture and Food Chemistry Dergisi’nin son sayısında yayımladılar.</p>
<p>Araştırıcılardan Dr. David Bryne, “Kemoterapi tüm hücreleri öldürebilirken meyve kökenli bileşimler sağlıklı hücreleri hiç etkilemez, fakat kanser hücrelerine toksik yani öldürücü etki yapar” dedi.</p>
<p>Meyvelerdeki antioksidan oranlarını da araştıran bilim adamları, bilinen bütün meyveler içerisinde eriğin en yüksek oranı taşıdığını görünce şaşırdılar.</p>
<p>Dünyadaki kadın ölümlerinin % 16’sı meme kanserinden kaynaklanıyor. Bu yüzden özellikle şeftali ve eriğin tedavi edici etkilerinin kadınlara tanıtılarak tüketimlerinin artırılması öneriliyor.<a href="http://www.bugun.com.tr/haber-detay/104487-kanser-hucrelerini-olduruyor-haberi-ref-f5haber.com.aspx" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgisitr.com/kanser-hucrelerini-kisa-surede-olduruyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser yılda 27 bin can alıyor</title>
		<link>http://www.saglikbilgisitr.com/kanser-yilda-27-bin-can-aliyor.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgisitr.com/kanser-yilda-27-bin-can-aliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 04:02:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgisitr.com/?p=1419</guid>
		<description><![CDATA[
TÜİK verilerine göre 1999-2008 döneminde kanser kaynaklı ölümlerin yıllık ortalaması 27 bin 161 kişi.
Kanserin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, çalışmalarına TÜİK yetkililerini dinleyerek başladı.
AK Parti Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın’ın başkanlığında toplanan komisyonda, TÜİK uzmanları, Türkiye’deki kanser vakalarına ilişkin verileri aktardılar. Bu kapsamda 1999-2008 dönemine ilişkin kanser istatistikleri komisyon üyelerinin bilgisine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="kanser" src="http://saglikbilgisitr.com/images/3256.jpg" border="0" alt="kanser" width="179" height="156" align="left" /></p>
<p>TÜİK verilerine göre 1999-2008 döneminde kanser kaynaklı ölümlerin yıllık ortalaması 27 bin 161 kişi.</p>
<p>Kanserin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, çalışmalarına TÜİK yetkililerini dinleyerek başladı.</p>
<p>AK Parti Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın’ın başkanlığında toplanan komisyonda, TÜİK uzmanları, Türkiye’deki kanser vakalarına ilişkin verileri aktardılar. Bu kapsamda 1999-2008 dönemine ilişkin kanser istatistikleri komisyon üyelerinin bilgisine sunuldu.</p>
<p>TÜİK verilerine göre; Türkiye genelinde 1999 yılında toplam 185 bin 141 kişi öldü; bunun 104 bin 213′ünü erkek, 80 bin 928′ini kadın nüfus oluşturuyor. 1999 yılındaki toplam ölüm olaylarının içinde kanser kaynaklı olanların sayısı ise 23 bin 71 olarak istatistiklere yansıdı. Bunlardan 15 bin 298′ini ise erkekler, 7 bin 773′ünü ise kadınlar oluşturuyor.</p>
<p>2008 yılında ölenlerin toplam sayısı ise 215 bin 562 kişi. Bunun 119 bin 391′i erkek, 96 bin 171′i ise kadın. Bu ölümlerin 33 bin 188′i kanser bağlantılı. Kanser bağlantılı ölümlerin 21 bin 838′i erkek, 11 bin 350’si kadın.</p>
<p>1999-2008 dönemindeki normal ölümlerin cinsiyete göre dağılımı ise erkeklerde yüzde 56, kadınlarda yüzde 44 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu verilere göre, kanserden ölümlerin yıllık ortalaması 27 bin 161 kişi. Bu kapsamda, kansere bağlı ölümlerin yaşamını yitirenlerin toplam sayısına oranı ortalama yüzde 14,2. Bu ortalamaya göre kansere bağlı ölümlerin yüzde 16,7’sini (17 bin 876) erkekler, yüzde 11′ini (9 bin 284) ise kadınlar oluşturuyor.</p>
<p>Ölümlere göre kanser türlerine bakıldığında, akciğer kanseri yüzde 33 ile ilk sırasında yer alıyor. Bunu yüzde 27 ile diğer kanser türleri, yüzde 9 ile mide kanseri, yüzde 7 ile bağırsak ve yüzde 5′lik oranla meme kanseri ve lösemi izliyor.<a href="http://www.internethaber.com/kanser-yilda-27-bin-can-aliyor-258092h.htm?interstitial=true&amp;ref=f5haber.com" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgisitr.com/kanser-yilda-27-bin-can-aliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser oluşmadan teşhis edilebilir mi?</title>
		<link>http://www.saglikbilgisitr.com/kanser-olusmadan-teshis-edilebilir-mi-2.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgisitr.com/kanser-olusmadan-teshis-edilebilir-mi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 04:01:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgisitr.com/?p=1416</guid>
		<description><![CDATA[
İngiliz bilim adamları, basit bir kan testiyle tümör oluşumundan 5 yıl önce kanserin teşhis edilerek tedaviye başlanabileceğini açıkladı.
İSTANBUL – Araştırma Prof. Dr. John Robertson yönetiminde Nottingham Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
Kan testi, teknik olarak bağışıklık sisteminin kanser oluşumuna verdiği ilk tepkilerin teşhisine dayanıyor.
Göğüs kanseri uzmanı Prof. Robertson, birçok hasta kaybının aslında geç teşhisten kaynaklandığını ve bu yeni buluştan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="kanser" src="http://saglikbilgisitr.com/images/3283.jpg" border="0" alt="kanser" width="179" height="156" align="left" /></p>
<p>İngiliz bilim adamları, basit bir kan testiyle tümör oluşumundan 5 yıl önce kanserin teşhis edilerek tedaviye başlanabileceğini açıkladı.</p>
<p>İSTANBUL – Araştırma Prof. Dr. John Robertson yönetiminde Nottingham Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.</p>
<p>Kan testi, teknik olarak bağışıklık sisteminin kanser oluşumuna verdiği ilk tepkilerin teşhisine dayanıyor.</p>
<p>Göğüs kanseri uzmanı Prof. Robertson, birçok hasta kaybının aslında geç teşhisten kaynaklandığını ve bu yeni buluştan önce kullanılan teşhis yöntemlerinin erken tanıya yönelik olmadığını söyledi. Robertson, ilk hedeflerinin, yeni buluşu kullanarak sigara içicilerini taramak olduğunu belirtti. </p>
<p>Aynı tekniğin, diğer üniversitelerde de farklı kanser gruplarında denendiği ve sonuçların çok başarılı olduğu belirtildi.<br />
İngiltere ve Amerika’daki toplam 8000 hasta üzerinde başarıyla denenen bu testin sonuçları, önümüzdeki hafta Chicago’daki yıllık American Society of Clinical Oncology kongresinde detaylarıyla sunulacak.<a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25102940/?ref=f5haber.com" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgisitr.com/kanser-olusmadan-teshis-edilebilir-mi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ishale Iyi Gelen Besinler</title>
		<link>http://www.saglikbilgisitr.com/ishale-iyi-gelen-besinler.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgisitr.com/ishale-iyi-gelen-besinler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 02:13:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[Ishale]]></category>
		<category><![CDATA[Iyi Gelen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgisitr.com/?p=1413</guid>
		<description><![CDATA[- Havuç, limon, nar ishale iyi gelir.
- Bir miktar kurutulmuş adaçayı 1 litre suda kaynatılırak içildiğinde ishale iyi gelir. Ahududu yaprakları ishal kesicidir. 
- Arpa nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı ishali önler.
- Böbrek ve safrakesesi taşlarının sebebiyet verdiği ağrılara, karaciğer ve dalak hastalıklarına, bronşit ve nezleye, cilt hastalıklarına, kansızlığa, raşitizm hastalığına iyi gelir. Kemik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="ishal" src="http://i48.tinypic.com/2v8j1n5_th.jpg" border="0" alt="ishal" width="179" height="156" align="left" />- Havuç, limon, nar ishale iyi gelir.</p>
<p>- Bir miktar kurutulmuş adaçayı 1 litre suda kaynatılırak içildiğinde ishale iyi gelir. Ahududu yaprakları ishal kesicidir. </p>
<p>- Arpa nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı ishali önler.</p>
<p>- Böbrek ve safrakesesi taşlarının sebebiyet verdiği ağrılara, karaciğer ve dalak hastalıklarına, bronşit ve nezleye, cilt hastalıklarına, kansızlığa, raşitizm hastalığına iyi gelir. Kemik kireçlenmesini önlemesi en önemli özelliğidir. </p>
<p>- Böğürtlen ishale iyi gelir. </p>
<p>- Bademyağı başlı başına bir ilaçtır. Yumuşatıcı etkisi olduğundan küçük çocukların kabızlığını gidermek için bir kahve kaşığı kullanılırsa iyi sonuç alınır. Hem iç organlar için hem de cilt için çok yararlıdır. Yaralara sürüldüğünde acıyı dindirir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgisitr.com/ishale-iyi-gelen-besinler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cilt Bakimi Ve Hastaliklari</title>
		<link>http://www.saglikbilgisitr.com/cilt-bakimi-ve-hastaliklari.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgisitr.com/cilt-bakimi-ve-hastaliklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 02:10:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgisitr.com/?p=1411</guid>
		<description><![CDATA[- Ardıç meyveleri dallarından yapılan merhem deri üzerine sürülup ovulursa cilt hastalıklarına iyi gelir.
-Arpa unu hamur haline getirilerek yüze maske halinde sürülüp 2 saat bekletilince bu işlem sonucunda yüzdeki lekeleri yok olur.
- Anason tohumları nın kaynatılmasıyla elde edilen sudan cilt bakımı için yararlanilmaktadir.
- Havuc ciltte olusan kirisikliklara iyi gelmektedir.
- Aşk otu kökü kaynatılarak elde edilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="cilt sagligi" src="http://i49.tinypic.com/4k71pt_th.jpg" border="0" alt="cilt sagligi" width="179" height="156" align="left" />- Ardıç meyveleri dallarından yapılan merhem deri üzerine sürülup ovulursa cilt hastalıklarına iyi gelir.<br />
-Arpa unu hamur haline getirilerek yüze maske halinde sürülüp 2 saat bekletilince bu işlem sonucunda yüzdeki lekeleri yok olur.<br />
- Anason tohumları nın kaynatılmasıyla elde edilen sudan cilt bakımı için yararlanilmaktadir.<br />
- Havuc ciltte olusan kirisikliklara iyi gelmektedir.<br />
- Aşk otu kökü kaynatılarak elde edilen sıvı yüzdeki lekeleri yok etmektedir.<br />
- 2 gram kurutulmus biberiye yapragi ve cicegi bir tas icinde 20 dakika kaynatilip bir sure bekletilir bekletilen urun vucuda uygulanip yikandiginda vucudu purussuz hale getirir guzellestirir, kirisikliklari onler.<br />
- Uzum cildin guzellesmesini saglar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgisitr.com/cilt-bakimi-ve-hastaliklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bobrek Hastaligina Iyi Gelen Sifali Bitkiler</title>
		<link>http://www.saglikbilgisitr.com/bobrek-hastaligina-iyi-sifali-bitkiler.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgisitr.com/bobrek-hastaligina-iyi-sifali-bitkiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 02:06:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Bobrek Hastaligina]]></category>
		<category><![CDATA[İyi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgisitr.com/?p=1408</guid>
		<description><![CDATA[-Bir avuc ici adacayi kurutulup 1 litre suda kaynatilarak icildiginde bobrek ve mesane rahatsizliklarina iyi gelmektedir.
- Anason tohumları toz haline getirilip, üzüm şırasına karıştırılarak içildiğinde böbrek taşlarını düşürür.
- Armut, böbrekleri çalışmasina yardimci olur.
-Kaynatilmis arpanin sivisi bobrek ve safrakesesi taslarinin sebebiyet verdigi agrilara,karaciger v eve dalak hastaliklarina iyi gelmketedir.
- Domates sicak zamanlarda bol miktarda yenildiginde, bobrek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="besin" src="http://i50.tinypic.com/qytxkw_th.jpg" border="0" alt="sifali besinler" width="179" height="156" align="left" />-Bir avuc ici adacayi kurutulup 1 litre suda kaynatilarak icildiginde bobrek ve mesane rahatsizliklarina iyi gelmektedir.<br />
- Anason tohumları toz haline getirilip, üzüm şırasına karıştırılarak içildiğinde böbrek taşlarını düşürür.<br />
- Armut, böbrekleri çalışmasina yardimci olur.<br />
-Kaynatilmis arpanin sivisi bobrek ve safrakesesi taslarinin sebebiyet verdigi agrilara,karaciger v eve dalak hastaliklarina iyi gelmketedir.<br />
- Domates sicak zamanlarda bol miktarda yenildiginde, bobrek ve kan dolasimini arttirmaktadir. Domates, armut, uzum, pirasa bobrek taslarina karsi iyi gelmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgisitr.com/bobrek-hastaligina-iyi-sifali-bitkiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

