|
Vücudun herhangi bir yerinden kaynaklanan gerçek veya olası bîr doku hasarı ile birlikte bulunan .hastanın geçmiş deneyimleri ile ilgili, duysal, rahatsızlık verici, etkin hoş olmayan bir duyudur. İnsanın var oluşundan itibaren ağrı vardır ve ağrıya tıbbın her dalı ilgi duymuş ancak ama hiçbir tıp dalı yirminci yüz yılın ortalarına kadar ağrıya gerektiği öneminle yaklaşmamıştır. Yirminci yüz yıldan itibaren ağrı bir disiplin içerisinde ele alınarak incelenmeye başlanmıştır. Ağrı kişiden kişiye değişken bir özelliğe sahiptir. Ağrının şiddetinin belirlenmesinde objektif uyaranların (kesilme çarpma darbe gibi) psişik yapısı, kültürü, dini inanışları cinsiyeti gibi sübjektif özelliklerinin de ağrıya yanıtında önemli rol. oynar. Bu sübjektif özellikleri kişinin ağrı eşiğini oluşturur. Bu nedenle ağrıya cevap kişiden kişiye değişiklik gösteriri Ağrı.süresine göre Akut ve kronik ağrı olarak ikiye ayrılır. Bir ağrının kronik hale gelebilmesi için belli aralıklar ile tekrar etmesi ve en az altı ay sürtmesi gerekir. Kronik ağrı bir çok disiplinin yaklaşımı ile algoloji bilim dalının ilkelerine uygun olarak ele alınmalıdır.Akut ağrı ani olarak başlar,hastayı çoğu kere hekime baş vurmaya mecbur eder, doku hasan ile birlikte olabilir ve doku iyileştikçe giderek kaybolur. Ameliyat sonrası ağrılar akut ağrı sınıfına giren ağrılardır.
Bu yazı
Cumartesi, 01 Mayıs 2010, 03:24 tarihinde
Anestezi kategorisi altında yayımlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz.
Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
|
|


YORUM YAZ
Favorilerinize ekleyin!